Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kars °C

Karslı İş Adamı Sezgin Baran Korkmaz’ın Önceliği

Karslı İş Adamı Sezgin Baran Korkmaz’ın Önceliği
REKLAM ALANI

13 yaşında ayakkabı boyacısıydı, şimdiyse Türkiye’nin önde gelen iş adamlarından biri. Kurduğu vakıfla ve hayat hikayesiyle dikkati çeken hayırsever iş adamı Sezgin Baran Korkmaz Habertürk’ten Emrah Doğru’nun sorularını cevapladı.
Vakfının hayır işleri ve kız öğrencilere yardımları ile bilinen Sezgin Baran Korkmaz, iş yaşamına 13 yaşında ayakkabı boyacılığı yaparak başlamış, bu günlerde Türkiye’nin en önde gelen iş adamlarından birisi… Hayatın zorluklarını çocuklarına simit sattırarak göstermeye çalışan bir baba hemde. Sezgin Baran Korkmaz, kendi adıyla kurmuş olduğu vakıfla özellikle kız öğrencilerinin eğitimleri için önemli yardımda bulunuyor. Korkmaz, özellikle babasını kaybetmiş veya “sorumsuz babaları” olan kız öğrencilere de konaklama ve seyahat dahil bütün ihtiyaçlarını karşılayacakları burs vereceğini yakın zamanda bir kez daha duyurdu. Şartları karşılayan tüm kız öğrenciler aylık 3100 TL burs alacak. Korkmaz ayrıca “Kars, Artvin, Ağrı, Tunceli, Van, Hakkari, Bayburt, Samsun, Ordu, Kastamonu, Çorum ve Bolu’dan sınava girip İTÜ, YTÜ, ODTÜ mühendislik, İÜ, Ankara Hukuk, Galatasaray ve Boğaziçi üniversitelerinde bölüm fark etmeksizin kazen temelcak olan kardeşlerimin eğitim zamanlarında bursları benden” dedi. Korkmaz, bu şartlardaki öğrencilere de aylık 2800 TL burs verileceğini kaydetti. Korkmaz’a hem vakfının faaliyetlerini hem de iş dünyasına atılacak gençlere yönelik önerilerini sorduk.

“AYAKKABISINI BOYATIR MI DİYE BEKLERDİM, ŞİMDİ YAN KOMŞUM”

Bir gün burda olacağınızın hayalini kuruyor muydunuz, yoksa şans mı sizi buldu?
Ben bir gün burda olacak mıyım diye hayal kurardım ve insanlar hayallerime gülüp, dalga geçerlerdi. Bundan 25 yıl önce, 13-14 yaşlarındayken Kandilli iskelesinin olduğu yerde, ayakkabı boyardım. Rahmi Koç Beyler tekneleri ile geldiklerinde beklerdim “Biri ayakkabısını ben temel boyatır mı?”, “Parayı bulur muyum acaba?” diye. Şimdi ise Rahmi Koç benim yan komşum ve bundan gururla, keyifle bahsediyorum. O yüzden bir gün orada olur muyum, bir gün burda olur muyum diye hiç düşünmüyorum. Benim orada olmam gerekmektedir, yalnızca zamanı biraz hızlandırmaya çalışmaktayım. Şans ise evet insanları yakalayabilir ama şansın da ne zaman gelip gideceğini bileceksin. Beklersen, şans senin kapına gelecek diye çok beklersin. Ben, hergün şansın yanımdan geçtiğini düşünüp, hep bir ayakkabıya sarılıyordum şans bu mudur diye. Her gün 100’e yakın ayakkabı boyuyordum, hangisinden şans çıkacak diye. Herkesten bir hikâye öğrendim, esasında şans, duyduğum bu hikayeler. Bugün bu koltukta bu kadar rahat oturabiliyorsam, o 100 tane hikâyeden çıkardığım derslerden dolayıdır.

“İYİ BİR İNSAN OLMAK İÇİN MÜCADELE EDİYORUM”

ARA REKLAM ALANI

Bir yerde diyorsunuz ki “En iyi yatırım insen temel olandır”. Yatırım yapmış olduğunız insanlardan başarısını bugün bile takdir ettiğiniz ve sizi çabasıyla etkileyen bir isim var mı?
En iyi yatırım insen temel yatırımdır çünkü materyalist şeylere yapmış olduğunuz yatırımı yarın kaybedebiliyorsunuz. Fabrika açıyorsunuz, olmuyor, enkaza dönüyor. Tarlaya bostan ekiyorsunuz, kuruyor ama insan bir biçimde bir yatırım aracına dönüştürebiliyor. Evet, böyle çok yatırım yapmış olduğum ve çok gurur duyduğum biri var, o kişi kendim. Çünkü niye, çocukken biri ben temel, İstanbul’a ilk geldiğimde, yardım etti; “Bunlar benim böbreklerimi mi alacaklar, niye ben temel bu kadar yardım ediyorlar?” diye kendime sorduğumda şu cevabı almıştım: “Sen temel yatırım yapmaktayım” denmişti. Çünkü “İyi bir insan olursan, yatırımlarının meyvesini, senin insanların hayatlarına dokunarak vereceğini göreceğim” denmişti. Ve şimdi gerçekten iyi bir insan olduğumu düşünüyorum. İyi bir insan olmak için mücadele ediyorum. Bunun karşılığında ise, zamanında yardımına koştuğum insanların meyvelerini, bugün başka insanların hayatlarına dokunarak veriyorum. Bu da ben temel tahmin edilemeyecek kadar büyük bir keyif veriyor. Bunu bir şahıs özelinde söylemiyorum size. Onlarca belki yüzlerce hayatına dokunduğum insandan, çok iyi yatırım yapmış olduğumı düşündüğüm kardeşlerim var.

Çocuklarınıza simit sattırıyormuşsunuz. Çocuklarınız sizin vermek arzu ettiğiniz mesajı alıyorlar mı, yoksa “Baba biz bunu neden yapıyoruz” mu diyorlar?
Hiç “Baba, biz bunu neden yapıyoruz?” diye sormuyorlar çünkü ben onları simit tezgahına ya da pazarda domates tezgahına getirdiğim gün, onu neden yapmaları gerektiğinin bilincine sahip bir biçimde orada oluyorlar. Aksi takdirde orada iyi satış yapamazlar, pazarlayamazlar ama oraya ne için gittiklerini bildikleri zaman bunu gururla ve sevgi ile yapıyorlar bunu görüyorum.

“İNSANLARIN HAYATLARINA DOKUNMAYA KARAR VERDİM”

SBK adında bir vakfınız var. Türkiye’de pek çok STK ve yardım kuruluşu varken, bütünüyle size ait bir vakıf kurmanızdaki amaç nedir? Neden onları araç olarak kullanmayıp kendinize bir vakıf kurdunuz?
Türkiye’deki ya da dünyadaki farklı STK’lar ile çalışmaktayız. Hatta dünyanın en büyük STK’ları ile çalışmaktayız. Fakat spesifik olarak dokunmak istediğim yerlere başka vakıflar üzerinden erişmiyorum. Çünkü başka vakıflar bunun altında bir devlet politikası arar veya insanlar diğer bir şey düşünebilir. Baktım ki olacak gibi değil, kendim kurup, kendi vakfım üzerinden insanların hayatlarına dokunmaya karar verdim. İki tane vakıf kurduk. ABD’da, Robin Hood World Foundation, dünyanın güç dengelerinin dışında kalan bölgelerine giderken, Türkiye’deki operasyonları da Türkiye’deki vakfımız yönetiyor.

“KIZ ÇOCUKLARI EĞİTİM HAYATLARINDA DEZAVANTAJLI”

Vakfınızın burs imkanlarının nerdeyse hepsinin kız öğrencilere yönelik olduğunu gördük. Bunun temel nedeni kız öğrencilerin eğitimdeki yerini arttırmak mı?
Temel nedeni kız öğrencilerin eğitimdeki yeri ile başlıyor ve sonrasında; ekonomideki yeri, aile beraberliğindeki yeri, ekonomik bağımsızlığını elde etmesi gibi her anlamda hayatına dokunmuş oluyoruz. Bir de erkek çocuğu, eğitimine, simit satıp, limon satıp, bankta yatıp devam edebilecek durumdadır. Ben onu gördüm. Ama kız çocukları bu konu da daha dezavantajlı. İşin açıkçası bir de Anadolu’dan gelen kız öğrencilere destek veriyorum ki hepsi yaşamlarında, kuvvetli ya da zengin bir ağabeyleri oldukları düşüncesine sahip olsunlar.

“BÜTÜN HER ŞEYİNİ VERECEKSİN DESE BİR SANİYE DÜŞÜNMEM”

Bugünlere gelmenizde en büyük pay kimin?
Bugünlere gelmemde en büyük pay, ben temel “İnsen temel yatırım, en büyük yatırımdır” diyen, karşılıksız şekilde sermaye veren, evine alıp misafir eden, İstanbul’da cemiyet hayatıyla bir araya getiren, hayata gerçekten ayrı bir bakış açısından bakmam gerektiğini gösteren, Sema abla dediğim ve çok sevdiğim, benim için annem kadar değerli olan Sema Karagözoğlu hanımefendinindir. Beni bugün arasa dese ki: “Baran, bütün her şeyini benim için vereceksin” bir saniye bile düşünmem. Kendisi varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Belki röportajımı okursa burdan ona “İyi ki varsın” diyorum, “İyi ki seni tanıdım” diyorum. Onun ben temel o gün vermiş olduğu şansı ben de insanlara dağıtıyorum, bunu bilsin istiyorum.

Şayet bir gün iflas etseniz; tekrardan şimdiki hayatınıza ve konforunuza dönmek için çabalar mısınız, yeniden başlıca girişimlere korkusuzca adım atar mısınız?
Şayet bir gün iflas edersem bunu yapar mıyım, yapmam. Çünkü benim bugünkü varlık nedenim zengin olmak veya kuvvetli ülke ekonomisine sahip bir şirketin sahibi olmak değil. Benim varlık nedenim “Baran” olmak, Baran olduğum için zaten bugün burdayım. Ben Baran olmaya devam ettiğim sürece bunun iflası söz konusu değil. Çünkü Baran hırslı bir çocuk değil, Baran yalnızca kuvvetli olmasının en temel kaynağını ve en temel zenginliğinin nedenini biliyor.

Her çalışanınızın hakkını gözettiğinize inanıyor musunuz?
Buna gönül rahatlığı ile çok rahat bir biçimde cevap verebilirim. Her çalışanımın hakkını, alın teri kurumadan fazlası ile veriyorum demiyorum ama piyasa şartlarına göre daha yukarda bir bedel ödüyorum ve ben temel göre bu bedel bile az. Ben yalnızca hak ettikleri parayı maksimum düzeyde vermeye çalışmaktayım. Burada zaten beraber çalıştığım personelimin mutluluğunu arttırınca bunun yansımasını da şirketimde, holdingimde görüyorum.

“İŞE İNANMAYI KESTİĞİNİZ ANDA KAYIP ORADA BAŞLAR”

İş hayatınızın risk yönetimi üzerine olduğunu gördük. İflas eşiğinde olan bir işletmeyi, o firmanın kurucusu kurtaramazken, nasıl oluyor da siz bu durumu tersine çeviriyorsunuz?
Bir işi yapan adam, işe inandığı için kaybetmeye başlıyor. İşe inanmayı kestiği zaman ise asıl kayıp orada başlıyor. Resmin içinde olup, fotoğrafa dışarıdan bakan tarafta olmayınca batıyorsunuz. Bizim bakış açımız; başımızı kumun içerisine gömmeyip, fotoğrafa dışarıdan bakmak. Ama biz fotoğrafa dışarıdan bakınca, niye battığını, neden o hale geldiğini, işin ne kadar olabileceğini veya olamayacağını görmüş olduğumuz için bu iş bizim doktora alanımız oldu. Bizim için hobi oldu bu iş.

İş dünyasında karşınıza çıkan sorunları nasıl ele aldınız. Belli bir stiliniz var mı?
Bu çok önemli bir soru. Çünkü iş dünyasındaki problemler yalnızca bizim ülkemize veya Ortadoğu’ya özgü problemler. Bizim ülkemizde bir insanın başarı sağlaması diğer insanları çok mutlu etmiyor, rahatsız ediyor. İnsanın kendisi başarısız olunca, başkalarının başarısını takdir etmesini bekleyemiyorsunuz. Derler ya “Tırnaklarımla kazıyarak olduğum yere geldim” benim de öyle oldu. Başlarda çok rahatsız oluyordum, bizimle ilgili doğru olmayan bir haber çıktığında; “bizimle ilgili niye böyle haber yapılıyor, neden yapıyorlar, bu yanlış” diye saldırgan bir politika izlerdim ama sonra Türkiye’nin önde gelen birkaç iş adamı abimle konuştuğumda ben temel: “Baran, seninle ilgili yazılanların 100 katı bizimle ilgili yazıldı fakat hiç muhatap olmadık, büyüdük ve buraya gelince de artık yazmamaya başladılar. Yazacaklar, bu senin için iyi bir şey çünkü meyve veriyorsun ve taşlen temelcaksın. Taşlandığın zaman bakacaklar ki taş atarak meyve düşmüyor, bu sefer onlar da onun gölgesinde gölgelenmeye başlayacaklar”. Çok şükür o noktaya geldik. Bildiğimiz doğru yolda doğru adımlarla ilerlemeye devam etmekteyiz.

“GENÇLER BAŞKALARINI TAKLİT ETMEKTEN KAÇINMALI”

Bugünkü girişimci gençlere neye yatırım yapmalarını öneri edersiniz ve siz yeni bir yatırım yapacak olsanız bu neye yönelik olurdu?
Benim yeni bir yatırım yapmaya karar vermiş olduğum zaman, yatırım yapabileceğim binlerce alan var. Ben kendime ve gençlere bunu hep söylüyorum, lütfen başkalarının yapmış olduğu şeyleri taklit etmekten kaçınsınlar. Türkiye’de 1.8 milyar dolara bir şirket satışı yapıldı ve ertesi gün tüm Türkiye yazılımcı olmaya başladı. Bu yanlış. Siz ancak farkındalık yaratacak bir iş yaparsanız, ayrı bir yerde kendinizi görürsünüz. Bir adam bir yerde köfteci açtığında ve işleri çok iyi gittiğinde, orada sizin de bir köfteci açmanız başarı olmuyor. Farklı şeyler yapmalısınız.

Bulunduğunuz konuma gelene kadar nelerden vazgeçmek mecburiyetinde kaldınız, vermiş olduğuniz en büyük taviz neydi?
Taviz vermedim çünkü beni ben yapan şey taviz. O yüzden insanları Baran Korkmaz’ı tanıyan ve tanımayan olarak iki gruba ayırıyorum. Beni tanıyan insanlar “Evet, iyi ki gerçekten Baran’ı tanıdık” diyen insanlar, tanımayan insanlar ise taviz vermediğim için dışarıdan oluşan algıdan kaynaklı oluyor. Ben önümü iliklemeyi tercih eden bir adam değilim. Gariban, mazlum, işini kaybetmiş ve benden daha dezavantajlı insanların karşısında hep önümü ilikleyerek hareket ediyorum ki onlar kendilerini daha iyi hissetsinler. Ben ego tatmin edecek, kibir gösterecek kişilerin önünde önümü iliklemedim ve müsaade etmedim.

“GELECEKTEKİ HAYALİM KAPALI TESİSLERİ AÇMAK”

Kendinize düstur edindiğiniz ve motto olarak belirlediğiniz bir düşünce var mı?
Kapitalizme karşı olan, kapitalizmin çarklarının arasına girmemeye çalışan bir patron ve bir yol arkadaşı olmaya çalışmaktayım. İstediğim şey de bu. Bu ülke herkese yetecek kadar büyük, bu ülke bir üretim ülkesi, bu ülke üretime döndüğü an emin olun refah seviyesi en üst düzeye çıkabilir. Bundan şüphem yok. Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye gibi bir ülke yok. 4 mevsimi aynı anda yaşamakta olan bir ülke yok. Dünyanın hiçbir yerinde böyle tarıma elverişli topraklar, hayvancılığa elverişli alanlar yok, iklimler yok fakat çok yanlış adımlarla tarım, hayvancılık ve sen temelyi politikalarını askıya aldık. Bu duruma üzülüyorum. Ben temel bugün “Sen temelyi bakanısın ne yaparsın?” deseler, Türkiye’de organize sen temelyinde ne kadar kapen temeln fabrika var ise bunları devlet adına alır ve işletmeye başlardım. O işi çok iyi yapan birine “Devlet sen temel kredi veriyor, gel kardeşim sen lastikçi misin, Bilecik’te lastik fabrikası kapalı. Bu fabrikayı ben sen temel veriyorum, sen temel geri dönmeyecek şekilde sermaye de veriyorum, sen burda fabrikayı büyütüp borçlarını ödeyeceksin” dediğimde inanın binlerce tesis, binlerce büyük kapanmış fabrikalar tekrardan işler duruma gelirdi. Gelecekteki hayallerimden biri bu. Türkiye’deki kapalı tesisleri açmak denildiğinde akla gelecek ilk şirket olmak istiyorum.

Kaynak: Habertürk

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.