Devlete sızalım’ diyen şeyh, müridin çocuğuna istismardan tutuklandı

“Devletin kontrol mekanizmalarında olalım” sözleriyle sosyal ağların gündemine oturan Fatih Nurullah takma adlı sözde tarikat lideri Eyüp Fatih Şağban (58), bir müridinin 12 yaşındaki kızını istismar ettiği iddiasıyla tutuklandı.
Kamuoyunda ‘Uşşaki Tarikatı Lideri’ olarak gündeme gelen Eyüp Fatih Şağban’ın “Hele İslami devlet olsun, en güzel sarığı biz saracağız, en güzel cübbeleri biz giyeceğiz. Ayasofya açıldı. Sarık ve cübbe de… Vakti gelir. Devletin kontrol mekanizmalarında olalım. Ne idüğü belirsizler karar mekanizmalarına geçince Müslümanlar sıkıntı çekiyor” sözleri sosyal ağlarda yansımış ve büyük tepki çekmişti. Şağban, bu kez ‘çocuk istismarı’ ile gündeme geldi.
AİLE ŞİKÂYETÇİ OLDU
Akyazı Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki soruşturma dosyasına göre, faaliyetlerini İstanbul merkezli olarak yürüten Şağban’ın Akyazı’da da misafirlerini ve müritlerini kabul ettiği yazlık bir dergâhı vardı. Şağban, burda mürit olan anne ve babasıyla beraber kalan 12 yaşındaki bir kız çocuğunu birden çok kere taciz etti. Çocuğun babası şikâyetçi oldu ve jandarmayla beraber dergaha gitti. Diğer müritlerin saldırısına uğrayan babayı jandarma ekipleri linçten zorlukla kurtardı. Jandarma Şağban’ı gözaltına aldı.
Son dakika haberi: ‘Devlete sızalım’ diyen şeyh, müridin çocuğuna istismardan tutuklandı
Fatih Nurullah takma adlı sözde tarikat lideri Eyüp Fatih Şağban Sakarya’daki yazlık dergâhında yurtdışından gelen misafirlerini de ağırlıyordu.
PEDAGOGA ANLATTI
İstismara uğrayan çocuk başından geçenleri Sakarya Üniversitesi’ndeki Çocuk İzlem Merkezi’nde görevli pedagoglara anlattı. Çocuk, Şağban’ın çay götürdüğü sırada ve baş başa kaldıkları başka zamanlarda kendini taciz ettiğini anlattı. İddiasına göre tacizler uyuduğu sırada da oluyordu ancak korktuğu için bunları bugüne dek anlatamamıştı. Eyüp Fatih Şağban önceki gün ‘çocuğa yönelik cinsel istismar’ suçundan tutuklandı.
KENDİ KURMUŞ
İslam Ansiklopedisi’ne göre Uşşaki ya da Uşşakiyye tarikatı, Horasan’dan Anadolu’ya geldi ve 16. Yüzyılda bilinir hale geldi. Tarikatın İstanbul’daki merkezi Kasımpaşa’daydı. Kurucunun türbesi de halen Kasımpaşa’da. Eyüp Fatih Şağban ise İstanbul’da çeşitli grupların sohbetlerine devam ettikten sonra kendi yapılanması kurdu. Etrafına topladığı müritleriyle İstanbul merkez olmak üzere civar illerde ‘sohbet’ adı altında toplantılar düzenleyip ‘zikir’ ve diğer bazı tarikat ritüelleriyle ağını genişletmeye devam etti.
İLAHİYATÇILAR NE DİYOR
HURAFECİ DEYİP GEÇEMEYİZ
Son dakika haberi: ‘Devlete sızalım’ diyen şeyh, müridin çocuğuna istismardan tutuklandı
Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi): “İnsanın inanma ihtiyacı bir gerçek. Bir kısım insan bu ihtiyacın sonucunda düşüyor bunların ağına. Genelde muhafazakâr kesimler kanıyorlar bunlara. Görüntülere aldanıyorlar. Bir kısmı da aldandığından değil çıkar ya da himaye amaçlı bu binalara gider. Buraya gidenlerin hepsi de masum diyemeyiz. Bunun dışında Türkiye’de dini düşünce hâlâ sözlü kültüre dayanıyor. Okuyan, araştıran çok az. Böyle olunca bu binalar propaganda imkânlarını da etkili kullanarak insanları avlıyorlar. Goebbels (tekrar tekrar propaganda) metotları kullanıyorlar. “Bunlar hurafeci” deyip geçemeyiz. Çok boyutlu bir sorun bu. Sadece ilahiyatçıların değil, antropolog ve sosyologların da çalışması gerekli olan bir alan.”
BUNLAR HASTALIKLI YAPILAR
Devlete sızalım’ diyen şeyh, müridin çocuğuna istismardan tutuklandı
Prof. Dr. Hilmi Demir (Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi): “Dinin istismar edildiği bu binalar, hastalıklı yapılar. Bütün dinlerin, bütün dünyanın başındaki bir bela bu. İnsanlar metafizik arayış içinde daima olabiliyor. Bu arayış da insanları bu tür yapılara kanmaya götürüyor. Eğitimli ya da eğitimsiz olması önemli değil. Eğitimli insanlar da buna kanıyor. İnsanlar bu tür yapılara karşı zaaf içindeler. Bu da metafizik arayıştan geliyor. Bizde bu tür yapılanmalara karşı yurttaşları uyaracak, insanları koruyacak, bilinçlendirecek mekanizmalar mevcut değil. Denetim mekanizmaları boş. Her ‘Ben din anlatıyorum, fıkıh anlatıyorum’ diyene yurttaşların kanmaması gerekir. Kamu otoritesinin de inanç özgürlüklerini de dikkate alarak bu tür yapı ve girişimleri denetlemesi lazım.”
İSTİSMARA DEVAM EDİYORLAR
Son dakika haberi: ‘Devlete sızalım’ diyen şeyh, müridin çocuğuna istismardan tutuklandı
Prof. Dr. Mehmet Evkuran (Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi): “Biz ilahiyatçılar bazı davranış biçimlerinin dinimizde olmadığını söylesek de, ısrarla anlatsak da sosyolojik ve politik sebeplerle tarikat tipi bu yapılanmalar cazibelerini muhafaza etmeye devam ediyorlar. İnsanlar dünyevileşmekten, gündelik yaşamdan bıktıkları zaman dinin manevi boyutuna sığınıyorlar. Eski zamanlarda bu olumlu bir işlev gördü. Ama zamanla bozuldular. Batınilikten beri bu tür yapılarla mücadele devam ediyor. Bunlar devletle iktidar yarışına girdiler, isyanlar çıkardılar.
AİLE BAĞLARINI KOPARTIYORLAR
‘Devlete sızalım’ diyen şeyh, müridin çocuğuna istismardan tutuklandı
Prof. Dr. Hasan Onat (Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi): “İnsanlar gün geçtikçe yalnızlaşıyor. Aile ilişkileri zayıflıyor. Tarikata giren insan aileden göremediği sıcaklığı orada buluyor. Tarikatlar onlara katılan gençlerin aile bağlarını hemen kopartıyor. Esnaf olana, tüccar olana bu kapalı devre yapılar bazı avantajlar sağlıyor. Bilgi boşluğu insanları bu tür oluşumlara sevk ediyor. Buralara gidenlere ‘Bir insan şeyhine öyle teslim olacak ki ölü yıkayıcı elindeki ölü gibi’ kaidesine inandırıyorlar. Böyle olunca olanlar oluyor. Basına yansıyan olaylar, buzdağının yalnızca görünen yüzü.”