CHP Kars Kadın Kolları Başkanı Nazan Demirci de, yapılan basın açıklaması

Demirci; İstanbul protokolü kırmızı çizgimizdir!
CHP Kadın Kolları Başkanı Aylin Nazlıaka’nın çağrısıyla 81 ilde eş zamanlı CHP’li bayanlar İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkıldığı ve çıkılacağı yönünde açıklamada bulundu.
CHP Kars Kadın Kolları Başkanı Nazan Demirci de, yapılan basın açıklamasını yapmış olduğu yazılı basın açıklamasıyla duyurdu. Demirci, İstanbul Sözleşmesinin kırmızı çizgileri olduğunu belirterek, Türkiye’de sosyal devlete ve adalete, ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç duyduğu günlerden geçildiğini söyledi.
Bugün ülkemizin her bir köşesinin işsizlik, yoksulluk, adaletsizlik ve şiddet ile kaynarken, siyasi iktidarın yangına benzin dökecek kadar kontrolünü yitirmiş kararlar aldığında dikkat çekti.
Bunun en akıl almaz örneğini de, İstanbul Sözleşmesi üstünden bayanlara yönelik başlatılan sistematik saldırılarda görüldüğünü belirten CHP Kars Kadın Kolları Başkanı Nazan Demirci; “Cumhuriyetimizin ilan edildiği tarihten bu yana, bayanlar olarak elde ettiğimiz tüm haklar bir çırpıda elimizden alınmak isteniyor. Ülkemizde, bayanların hakları ne yazık ki uzun senelerdir sadece kağıt üstünde var. Biz bayanlar elde ettiğimiz haklarımızı bugün hayatın her alanında yaşamak istiyoruz. Erkek egemen iktidar ise hukuken kazanılmış haklarımızı gasp ettiği yetmiyormuş gibi, şimdi de bu hakları bütünüyle ortadan kaldırmak istiyor.
2011 senesinde imzalanan ve kadına yönelik şiddete karşı devletin atması gerekli olan adımları temel alan İstanbul Sözleşmesi, bugün tam olarak uygulanıyor olsa idi pek çok kız kardeşimiz yaşıyor olacaktı. Birçok kadın evde ekonomik şiddet görmeyecekti; psikolojik şiddete uğrayıp susmayacaktı ve hatta bu nedenle hayatına son vermeyecekti.
İstanbul Sözleşmesi’nin neden biz bayanlar için çok önemli olduğunu kavrayabilmek için evvela bu protokolün ne olup ne olmadığını bizi dinleyen tüm bayanların ve erkeklerin çok iyi anlaması ve çevresindekilere anlatması gerekmektedir. İstanbul Sözleşmesi, bayanlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete karşı devletin yapması gerekli olanleri içeren uluslar arası hukuki bir belgedir.
İstanbul Sözleşmesi’nin 4 temel hedefi vardır. Birincisi; kadına karşı şiddetin engellenmesi için devletin tedbirler alması gerektiğine işaret etmektedir.
İkincisi; eğer kadına karşı şiddet hala devam ediyorsa, kadın-erkek eşitsizliği sürüyorsa devletin bayanların hayatını korumak için etkin adımlar atmasını istemektedir. Devlete “6284 sayılı kanunu uygula, bayanları aktif ve etkin koru” demektedir. Üçüncü adımda ise şiddet önlenemediyse, bayanlara zarar veren erkeklerin adil yargılanması ve cezalandırılması gerektiğini vurgulamaktadır. Devlete “Etkin ceza sistemi uygula, adaleti sağla” demektedir. Dördüncü ve son adımda ise Sözleşme devlete bayanların daha kuvvetli bireyler olabilmesi, hayatın her alanında yer alabilmesi için çalışmalar yapması gerektiğini işaret etmektedir.
Özetle; İstanbul Sözleşmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını öngören ve kadına karşı sokakta veya evde şiddetin önlenmesini hedefleyen hukuki bir belgedir ve Türkiye Cumhuriyeti de altına imza attığı bu protokolün gereklerini yapmak zorundadır.
Birilerinin iddia ettiği gibi İstanbul Sözleşmesi yuva yıkmıyor. Sözleşme, bir ailede şiddet gören kadın var ise erkeğin cezalandırılması gerektiğini söylüyor. Hiçbir dine veya kültüre aykırı kurallardan bahsetmiyor; çünkü tüm bayanların şiddetten korunmasını hedefliyor. Sözleşme; bayanların beyanı sebebiyle erkekleri delilsiz olarak cezalandırmıyor. Sözleşmeye göre bayanın beyanıyla sadece kadın için acil koruma tedbirleri alınması öngörülüyor.
Türkiye’de boşanmalar aile içi şiddet veya anlaşmazlık sebebiyle gerçekleşiyor; yine birilerinin iddia ettiği gibi İstanbul Sözleşmesi’nde boşanma kavramının geçtiği veya ima edildiği tek bir satır yok.
Sözleşme toplumu cinsiyetsizleştirmiyor; tam tersine hiç kimsenin cinsiyetinden ötürü ikinci sınıf insan muamelesi görmemesini güvence altına alıyor.
Erkekler, İstanbul Sözleşmesi’nden rahatsız değil; eşine, sevgilisine veya hiç tanımadığı bir kadına şiddet uygulayan, katleden, tacizci, tecavüzcü erkekler rahatsız.
Kısacası; İstanbul Sözleşmesi, rengi, dili, dini, kılık kıyafeti, dünya görüşü ne olursa olsun tüm bayanların şiddet görmemesi için var. Kadınların erkeklerle aynı haklara sahip olabilmesi için var.
Avrupa’da dahi bayanın sosyal ve siyasal hayatta yeri yokken; Türkiye Cumhuriyeti’nin aydın bayanları ATATÜRK önderliğinde devrim niteliğinde atılımlara imza atarak erkekler ile eşit koşullara kavuşmuş, hem siyasal hem sosyal hem de ekonomik hayatta haklarını almışlardı.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1 Aralık 1923 senesinde İzmir’de yapmış olduğu bir konuşmada “Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bizim toplumun uğradığı başarısızlıkların nedeni bayanlarımıza karşı ihmal ve kusurdur” diyor.
Biz, bu sözün söylendiği tarihten 97 yıl sonra ülkemizde kadın erkek fırsat eşitsizliğini tartışıyoruz; İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik saldırılarla mücadele ediyoruz. Demokrasiyi ortadan kaldırmak isteyen, Cumhuriyet değerlerine savaş açan bu erkek egemen iktidara karşı mücadelemiz artarak devam edecek ve kazanan muhakkak biz olacağız.
Kadın mücadelesi sadece bayanların da mücadelesi değil. İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak ve uygulanmasını talep etmek, bayanlar kadar erkeklerinde içinde yer alması gerekli olan bir adalet ve insan hakkı mücadelesidir.
İstanbul Sözleşmesi’nin öngördüğü haklar, ana insan haklarıdır ve insan hakları asla tartışmaya açılamaz. Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak, ülkemizde tüm bayanlar haklarını birer birer öğrenip savunana kadar sokak sokak gezeceğiz, anlatacağız, dertleşeceğiz. Haklarımızdan asla geri adım atmayacağız. Kadınların ölmeyeceği, öldürülmeyeceği; hayatın her alanında daha fazla yer alacağı bir geleceği hep beraber inşa edeceğiz.
Bugün nerdeyse hergün bir bayanın öldürüldüğü, tacize, tecavüze veya farklı şiddet türlerine maruz kaldığı ülkemizde İstanbul Sözleşmesi, bizim kırmızı çizgimizdir. Bu çizgiyi aşanlara, Sözleşme’yi uygulamak yerine kaldırmak isteyenlere oturdukları koltukları dar edeceğiz. Cesaret biziz, azim biziz, emek biziz, mücadele biziz. Biz bayanlarız; biz her iki kişiden birisiyiz. Bu ülkenin onurlu ve mutlu yarınlarının yükseleceği eller, bizim ellerimiz. İstanbul Sözleşmesi kalacak! Siz gideceksiniz!”dedi.